Hem Doğada Hem Mutfağımızda
Bir limonu kestiğinizde hissettiğiniz o keskin, taze ve ferahlatıcı koku ile dilinize değdiğinde yüzünüzü buruşturmanıza sebep olan o ekşi tadın mimarı Sitrik Asittir. Özellikle narenciyelerde (turunçgillerde) çok yüksek oranda bulunur. Örneğin bir limon suyunun ağırlığının %8'i sadece sitrik asitten oluşur!
Kristalize edildiğinde beyaz tuza benzer. Bu yüzden annelerimizin veya anneannelerimizin mutfakta turşu yaparken veya salataya katarken kullandığı beyaz tanecikli Limon Tuzu, aslında tamamen saf sitrik asittir.
Evrensel Enerji Fabrikası
Sitrik asidin tek görevi meyveleri ekşitmek değildir; o aslında dünya üzerindeki hemen hemen tüm canlıların yaşam kaynağının ortasında durur.
Oksijen soluyan tüm canlıların (insanlar, hayvanlar, bitkiler) hücrelerinde mitokondri adı verilen enerji santralleri bulunur. Yediğimiz besinlerin parçalanıp kullanılabilir hücresel enerjiye (ATP) dönüştürülmesi sürecine Sitrik Asit Döngüsü (veya Krebs Döngüsü) adı verilir. Bu döngünün ilk basamağında üretilen molekül sitrik asittir. Yani o olmadan biyolojik enerji üretimi neredeyse imkansızdır.
E330 Koduyla Market Raflarında
Sitrik asit, bakterilerin ve küflerin çoğalmasını önleyebilen harika bir doğal koruyucudur (antioksidan). Bu yüzden marketten aldığınız hazır içeceklerin, konservelerin, reçellerin veya şekerlemelerin içindekiler kısmını okursanız, büyük ihtimalle "Asitlik Düzenleyici (E330)" ibaresini görürsünüz. E330, kimyasal bir zehir değil, bizzat doğanın kendi ürettiği sitrik asittir.